30 Nisan 2012 Pazartesi

ARAP KIZI



“Yağmur yağıyor, seller akıyor
Arap kızı camdan bakıyor”

Hemen hemen tüm çocukların bildiği bu şarkı, ne kadar da masum gibi görünüyor değil mi?  Öyle değil işte! Irkçı, şövenist bi tekerleme o. Esmer, koyu tenli çocukları üzmek için üretilmiş. Hayır, hiç de abartmıyorum, kreş günlerimi mahvetti o dandik şarkı. Hemen zihinlerden silinsin istiyorum, karadeliğe gönderilsin sonsuza dek, tek bir çocuk bile hatırlamayıncaya kadar!

Çocuklar, özellikle kreş ve ilkokul çağındaki çocuklar, çok acımasızdır bilirsiniz. Ya isminizle, ya gözlüklerinizle, ya göbeğinizle dalga geçer dururlar. Ama özellikle bir çocuğun bunu çok önemsediğini ve üzüldüğünü farkederlerse vay haline. Artık tüm ders yılı boyunca onunla uğraşıp, ağlatana kadar rahat bırakmazlar. Nerden mi biliyorum? Tombul, esmer, koyu tenli, hassas, söylenenleri çok önemseyen çocuk; o benim işte!

Kreş dönemindeyim, işte hangi yaş aralığına tekabül ediyorsa. Sınıftayız, öğretmen boyama yaptırıyor. Dışarıda şiddetli bir yağmur başlıyor. Öğretmen “hadi” diyor “ ‘yağmur yağıyor’ şarkısını hep birlikte söyleyelim” Şarkıyı ben de büyük bir hevesle el çırpmak suretiyle söylüyorum. O an işte o an fırlama çocuğun tekinin aklına şarkıyı şöyle modiye etmek geliyor:

“Yağmur yağıyor, seller akıyor
Banu kızı camdan bakıyor”

Al işte bittiğimin resmidir! Tüm sınıf önce bir duraksıyor, sonra hepbir ağızdan gülmeye başlıyor.  Benim gülmediğim zamanlarda gülen insanların bu kadar rahatsız edici ve gürültücü olduklarını bilmiyordum. Allahım o gülme süreci ne kadar uzun geliyor. Öğretmen susturana kadar devam ediyor alçaklar. Ben o kadar üzülüyorum ki ağlamaya başlıyorum. Üzüldüğümü farkettiklerinde ise ellerine daha büyük bir koz veriyorum. O günden sonra beni Arap kızı diye çağıracaklar.

Hemen akşama eve koşuyorum. Tek istediğim sarışın olmak bunun bir yolu olmalı. Bilge annem konuya hemen açıklık getiriyor:

“Evet bir yolu var” diyor, “her sabah yumurta yiyeceksin ama her sabah aksatmadan. Aksatırsan süreç yarım kalır” .

“Ne süreci?” diyorum.

“Yumurtayı yedikçe, yavaş yavaş saçların sararacak, gözlerin mavileşecek. Yavaş yavaş olacak bu değişim ama bir gün bile aksatırsan duraksar!”.

Nasıl mı inanıyorum hemen bilge anneme? Öyle kolay teslim olmuyorum tabii. Bir süre düşünüyorum. Hemmen saksıyı çalıştırıyorum.

“İstediğim nedir? Saçların sararması, gözlerin mavileşmesi. Hmm evet saçlar sararmalı, e yumurtanın içi de sarı. Yumurtanın sarısı saçlarımı sarıya boyuyor olmalı. Evet gayet mantıklı. “Peki gözler?” “E onun da çaresine yumurta baksın artık, benden bu kadar!”

Tahmin ettiğiniz üzere her Allahın günü yumurta yiyorum ve her sabah anneme soruyorum .

“Anne, saçlarım sararıyor mu? Gözlerim peki, mavi mi değil mi?”

Hınzır annem hemen cevaplıyor sorumu:

“Evet bak yer yer mavileşmeye başlamış gözler. Bir aynaya bak istersen. Saçlar daha tam sararmamış biraz zaman lazım.”

Koşuyorum bakıyorum aynaya. Saçlarım hakkaten sararmış yer yer,  gözlerimin yarısı mavi yarısı kahverengi. Hahahaha öyle olsa ne süper olurdu di mi, siz de okurken dumur olurdunuz. Hiç beklemiyosunuz ya böyle bi son. Ama ben bekliyorum, hergün aynı soruları sormaya aynı şekilde aynaya koşmaya devam ediyorum ta ki okulda bu aptal ritüelimi bir çocuğa haykırıncaya kadar. Düdük bebe yine beni “Arap kızı” diye çağırıyor. Kendimden emin yüksek sesle:

“Görürsün sen, ben hergün yumurta yiyorum” diyorum. “Yakında sarışın olacağım, gözlerim de mavi!”

Çocuk önce bir süre bakıyor bana sonra da basıyor kahkahayı.
“Banu yumurta yediğinde sarışın olacağına inanıyomuş hahahaha”. Niye? Sen hala Noel Baba’ya inanıyosun ama yavşak!.
Bişey diyemiyorum tabii, hemen ve yeniden ağlamaya başlıyorum. Bu kez hem Arap kızıyım hem de safım. Alçak anne!
Eninde sonunda anaokulundan bir şekilde memnuniyetsiz olduğum meziyetlerimle mezun oluyorum. İlkokulda herşey farklı olacak. Yeni bir sayfa açacağım. Buarada anneme de çok kızgınım beni fena halde tongaya düşürdüğü için. O günden sonra yumurta yerken arıza çıkarıyorum hep.

İlkokulda herşey süt liman gibi. Sınıfta iki gözlüklü, bir şişko, bir sınıfta kalmış çocuk var. Onlarla uğraşmak daha zevkli, oh çok şükür kimsenin dikkatini çekmiyorum. Hatta ikinci sınıfa kadar sakinlik devam ediyor. Ta ki birgün sınıfın fırlama çocuklarından biriyle aramızda şöyle bir diyalog geçinceye kadar:

Fırlama Çocuk: “ Yarın okullar tatil mi olacakmış?”

Ben: “Evet öğretmen söyledi”

Fırlama Çocuk:” Ne zaman söyledi”

Ben: “Dün”

Fırlama Çocuk: “E ben niye duymadım”

Ben: “ Valla, yalan söylüyosam Arap olayım”.

O an tahmin edeceğiniz gibi zaman duruyor. Kelimeler ağzımdan döküldükten sonra neler olabileceğini farkediyorum ama ok yaydan çıkıyor bi kere. Ama ne yapayım ya, o zamanlar çok moda herkes yemin etmek için bu söylemi kullanıyor. Ahhhh kendi ellerimle kendimi tongaya düşürüyorum ve fırlama çocuk fırsatı hiç kaçırmıyor.
“E öylesin zaten, Arap Arap Arap....”

Sonrasında ilkokul hayatımın bir dönemi kendimi hoooppppp alay edilen bebelerin arasında buluyorum.

Şuan en sevdiğim fiziksel özelliğim ten rengim aslına bakarsanız. Ama o zamanki halim hakkaten içler acısıydı. Hadi ben ten rengimden dolayı alay konusu oldum zamanında, bir de çocuklarının alay konusu olması için yardımcı olan ana babalar var çocuklarına. Şimdi bir bakalım siz ana baba olarak çocuğunuza alay konusu olması için nasıl yardımcı olabilirsiniz:

1.       Çocuğunuzun adını Berrak, Başak, Okşan falan filan gibi cinsel çağrışım yapacak isimlerden koymak istiyosunuz. Ya da kendinizce  Şehriye PİLAV, Satılmış PORTAKAL falan filan gibi insana restorandaymış hissi verecek isim soyad birleşimi buldunuz. Belki de mizah duygunuz çok gelişkin ve soyadlarınız öyle müsait ki Arife Tarif, Metin Yazar, Kaya Bilir, Yalınay Ak gibi gayet eğlenceli ad soyad birleşimleri yaratabiliyorsunuz. Ne diyebilirim ki çok yaratıcısınız, devam edin!

2.       Tombalak bir yavrunuz var: Habire yedirmeye devam ediyorsunuz, diyetisyen, spor falan filan zaman ve para kaybı. Bari buzdolabına kilit vursanız, ya da çocuğunuzun ayak bileğine! O da yok. İyi o zaman yavrunuz, dörtgözü sollayıp çoktan birinci sıradan alay listesine girdi bile!

3.       Çocuğunuz gözlüklü: Ama siz lens almamakta direniyosunuz. Çizdirmiyorsunuz da gözünü zira henüz bu yeni sisteme güvenmiyorsunuz. Bari bir iki havalı gözlük alın zavallıya, yumruk yiyince yamulmayanlardan.

4.       Evladınız hem tombul, hem de gözlüklü: Oyyyy en bi fena karışım. Gerçi bana düşmez ama bence onu okula göndermekten vazgeçin, paraya kıyın evde eğitilsin o.

5.       Etnik kimliği diğerlerinden farklı: Aslında evlenmiyeydiniz iyiydi de madem evlendiniz, o yavruyu da dünyaya getirdiniz o zaman isminden belli olmasın bari etnik kimliği, belki yırtar!

Sizin gibi düşünen ana babalar az değil çok şükür. Her sınıfta birkaç adet alay konusu çocuk oluyor. Peki bu zavallı çocuklara ne mi oluyor sonra? E büyüyolar. Sizi sinir eden işkolik patronunuz, sizi sınıfta bırakan kızkurusu ingilizce hocanız, ne yapsanız da yaranamadığınız evsahibiniz, gıcık ve meraklı komşunuz  filan hep bu çocukların büyümüş hali işte. Valla! Yalan söylüyorsam Arap olayımJ

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Demek onlar bundan dolayi boyle olmuslar,merak ettigim senlede dalga gectiklerine gore, sen ne oldun buyuyunce?

BİYOLOJİK ANNE dedi ki...

Başına gelen olayların komik yanlarını görüp kendiyle dalga geçen biri oldum herhalde.

Adsız dedi ki...

1-başak isminin dalga gecilcek neyi var başak deyince kafasında cinsellik canlanan biri varsa onun sapıklıgı başlı başına alay konusudur isim değil
2-çocuk şisko ve gözlüklüyse dalga geçerler diye okula göndermemek sağlklı bi zihniyetin yapcağı bir işe benzemiyo ittenkorkanda ömr hayatı boyunca sokaga cıkmasın yada daha mantıklısı korkusunu yenmeyi ögrenmesin dalga geçilir diye çocugun hayatın kısıtlamak yerine bu durumla baş etmeye yönelik bilgiler verebilirler çocuga hayatları boyunca engel koymaları dalga geçilmesinden daha kötü birseydir

BİYOLOJİK ANNE dedi ki...

Biraz fazla ciddiye almamış mısınız?:)))

Yorum Gönder

 
;