28 Temmuz 2012 Cumartesi 3 yorum

DON OLSUN KIÇIMA DEĞMESİN




“Yok kızım öyle don olsun kıçıma değmesin.”
“Hahahahhaa o nasıl laf öyle?. Don olsun kıçıma değmesin.”
“Güzel di mi?”
“Evet hem nasıl. Yani bu zamana kadar iki uçlardaki arzunun aynı anda tatmin edilemeyeceğine dair bir sürü söylem bu açıklamayı yapmaya çalıştı ama hiçbir laf bu kadar cuk ifade edememişti kanımca.”
“Hıhı, aynen. Bir arkadaşımın babası söylermiş hep. Ben de duyar duymaz arakladım. Ay herneyse saptık konudan yine. Diyeceğim o ki hem heriflerle yatıp hem de duygusal olaylar yaşarsan buna ilişki denir. Yok ben duygusallığı da çok abartmamak (ne demekse?)  koşuluyla yaşarım hem de heriflerle yatarım diyosan, bu sorumluluğu da beraberinde getirir. Sorumluluğu çıkarırsan fuckbuddy olursun işte.”
“Hayır ya ne alakası var?”
“E hem ilişki istemiyorum diyorsun, hem de fuckbuddy olmayalım diyorsun. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bak bu da kıyak laf di mi. Eski, bildik ama hala hedef odaklı anlam içerirJ
“Tamam kızım ya sen dalganı geç, bu olaya kafa yorma. Bulucam ben böyle benim gibi düşünen bir adam, sen de öyle bakarsın hasetle!”
“Ya ben anlamıyorum ki neden ilişki istemiyosun. Ne güzel adam hem seni sevsin, hem güzel vakit geçirin, hem seks yapın. Ne var bunda? Aşktan daha keyifli bişey var mı şu hayatta?.”
 “Aşkla ilişkiyi birbirine karıştırma!”
“Haydaaa şimdi iyice sıçtın ha”
“Niyeymiş o?”
“Aşkla ilişkiyi tamamen iki ayrı kefeye koyuyorsun da ondan. Aslında aşk hakkındaki fikirlerini de öğrenmek isterim de neyse. Şimdi asıl derdim ilişki yaşamakla ilgili neden bu kadar takıntılı olduğun. Kızım karılar kırk takla atıyor herifler yaşadıklarına “ilişki” adını koysunlar diye. Nedir bu ilişkiden uzak durma çaban anlamadım ki?”
“Hem sıkılıyorum hem korkuyorum”
“Dur bi dakka. İkisi çok farklı durumlarda tezahür eder. Birincisinde herifi zaten sıkıcı buluyorsundur ve yalnız kalmama isteği, birinin varlığına ihtiyaç vs gibi sebeplerle üstünü kapatıyor ama sevişmek de istiyorsundur. Bu da direk fuckbuddy’e girer. Başka bir isim vermek için kıvranmanın bir manası yok. İkincisi ise neden korktuğuna bağlı. Sonucundan mı, kaybetmekten mi, herifin kendisinden mi, işler sarpa sarar adam seni birdaha bırakmaz diye mi, aşık olursun bir daha toparlayamazsın diye mi? Zibilyon sebep bulabilirim.”
“Hem hepsi hem hiçbiri”.
“O ne be?”
“Ay üf tamam işte ne demek istediğini anladım ben senin ; tüm bunları bir kenara atıp, sorgusuz sualsiz kendimi kaptırabileceğin biri çıkmamış karşına diyorsun”
“Ha şöyle, sadede gelJ
“Tamam haklı olabilirsin. Ama benim asıl derdim yalnızlık sanırım.
“Anlamadım?”
“Yani yalnız kalmamak adına takılıyorum tüm bu adamlarla.”
“Dur bakalım doğru anlamış mıyım? ‘Bu adamları kullanıyorum çünkü yalnız kalmak istemiyorum. Yapacak daha iyi planlarım olsa kimseyi aramam bile’ öyle mi?”
“Ya aslında tam olarak öyle de değil. Birlikte olduğum zaman çok da güzel vakit geçiriyorum. Ama süreli olarak tabii. Yani planımız son bulduğunda, süre tamamlanıp herkes evinin yolunu tuttuğunda, bana verilen mutluluğun da sonuna gelmiş oluyoruz.”
“Uyuşturucu!”
“Ne uyuşturucusu?”
“Uyuşturucu etkisi yapıyor üzerinde. Yani o süre aralığında kendini çok iyi hissediyorsun ama sonrasında etkisi geçiyor. Ve etkisi geçtiğinde de kendini böcek gibi hissediyorsun.Tam olarak uyuşturucunun insan üzerindeki etkisi budur işte!”
“Hıhı, e n’apacağız şimdi?”
“Bırakacaksın”
“Hahahahaha neyi bırakıcam erkekleri mi? Keşke erkekleri bıraktırma hattı olsa günde on kere arasalar beni. Kızım hergün en az 8 kere aranır mı insan ya? Seni de arıyorlar mı sigarayı bıraktırma hattından?”
“Evet ve kurtulmanın bir yolu yok herhalde, şikayet edecek bir kurum var mı ki? “
“Ay ne bileyim ben. Bıktım ya bıktım.”
“Neyse siktir et, olay şu. Bağımlılıklarda aniden kesme birinci kuraldır. Yani öyle bir iki kere daha takılayım, efendim bir akşam yemeğinden, bir başbaşa sohbetten bişey olmaz demeyeceksin. Neden? Çünkü düşman kapımızda, seni her an yine pençesine düşürebilir.”
“Yok artık deve. Kızım sen iyice bağımlı ettin beni. İstersen yatarak tedavi et. Yatarak da olmaz ki benim olayımda, olay zaten yatak hahahahaJ
“Tamam o zaman sorma abi sorma bana. Git ne bok yiyosan ye. Takıl heriflerle sonra ilişki istemiyorum mavalını oku, sonra sıkıl. Sonra hiçbişeye konsantre olama.”
“Ya ben anlamadım ki benim ilişki istememe olayımdan buralara nasıl geldik?”
“Şöyle söyleyim, senin bu durumla ilgili bir sorunun var. Aslında hayatında dolduramadığın bir takım boşluklar var bu boşlukları günlük sıradan ilişkilerle doldurmaya çalışıyorsun. Ama tahmin ettiğin gibi olmuyor tabii. Doldurmaya çalıştığın boşlukları dolduramadığında, hızla büyüyorlar.”
“Ay ne çok ‘doldurma’dedin. Canım dondurma istediJ
“E alalım”.
“Yok şimdi ne gerek var fazladan kalori almaya.”
“Dondurmayı fazladan kalori veren diğer yiyeceklerle aynı kefeye koyuyorsan, yeme sen zaten haketmiyorsun onu. Dondurma candır can.”
“Ay neyse sen ye o zaman hakeden insan. Buarada olay aslında sırf senin düşündüğün gibi de değil ha. Bir iki kez duygusal denemem de oldu biliyorsun. Fakat kendimi tam olarak koyveremiyorum.”
“Evet nedeni korkuların. Ve birşey daha var, bence senin hayatta yapman gereken başka şeyler de var. Duygusal ve duygusal olmayan ilişkiler, seni ulaşman gereken asıl hedeften uzak tutuyor. Ne zaman ki sadece kendine odaklanacaksın, o zaman özgür kalacaksın. Ve hedefin senden uzaklaşmak yerine ayağına gelecek.”
“Ya bi yürü git kızım ya, o nasıl konuşma öyle oracle gibi. İki hap koy önüme istersen biri mavi biri kırmızı olsun.”
“İyi be ne bok yersen ye. Fikrimi sormadın mı benim fikri mi sormadın mı, hı?”
“Ya ben sadece duygusallığı çıkarırsak ilişkiden daha güzel olmaz mı ve fakat erkekler buna tam olarak yanaşmıyolar diyordum. Duygusallığın çıkmasını ben sadece yatak olarak algılamıyorum onlar öyle algılıyor. Diyorlar ki duygusallık yoksa o zaman sadece seks vardır. Bence öyle değil aslında. Sevgi de olsun, birlikte vakit geçirme de, hatta sık da görüşülebilir, tüm çiftlerin yaptığı herşey yapılabilir ama sorumluluk olmasın.”
“Tamam ben seni dibine kadar anladım da, böyle bir dünya yok diyorum. İnsanız oğlum biz, karşındakinin ne hissedeceğini uzaktan kumandayla sen mi yöneteceksin? İnsan ilişkisi yahu bu. Sevince, birlikte vakit geçirince tabii ki kıskanacak, tabii ki sorumluluk isteyecek. Yoksa yatıp kalkar zaten niye zahmete girsin.Bence sen anlıyorsun beni ne işine gelmiyor. Hadi söylesene”
“ Anlıyorum seni de işime gemiyor, hahahaha. Neyse tamam böyle bir olay yok diyosun anladım. Ve senin için birşey ifade etmeyen heriflerle de görüşmeyi kes, kendine yönel diyorsun. İyi artık Nirvana’ya erişirim ya da bakarsın daha da kutsallaşıp Rahibe Teresa olurum. Budha da olur. Ay onlar müslümanlara işkence ediyorlarmış gördün mü fotolarını? Hahahha. Abi inanılmaz ya.  Öyle fotolar koymuşlar facebook da gördüm. Kocaman bir budist rahip götü arkadan çekilmiş, elinde çocuk cesedi. İşte bakın inandığınız dinlerin asıl yüzünü görün falan diye birşeyler de yazmışlar. Ve insanlar da bunu paylaşıyorlar deli gibi. Hiç anlamıyorum oğlum ben, biz insan oğlu böyle saçmalıklara inanacak  kadar salak mıyız ki acaba ya?”
“E al işte akıllı geçiniyorsun ama hala salaklık denizinde yüzüyorsun. İşin kötüsü sen çırpındıkça kara da senden uzaklaşıyor.”
“Ay metaforik konuşmalarını yerim senin. Neyse tamam inandırdın beni. Erkekleri bırakıyorum, bir daha da kimseyi hayatıma sokmuyorum”.
“Lan öyle mi dedim ben sana düdük. Yani çıkara çıkara koca konuşmadan bunu mu çıkardın?”
“Ya demedin mi erkekler senin için uyuşturucu gibi çıkar hayatından?”.
“Of bi yürü git ya. Sustum ben al sustum, sen nasıl biliyorsan öyle yap.”
“Ya sen nasıl agresif bir insanmışsın ya? PMS li misin yoksa?”
“Ha heriflerin sorduğu yetmedi bi de sen sor? Niye bu kadar sinirlisin hıyağtımmm regl döneminde misin yoksaaaa ben ni yaptımki şimdi sınağğ?. Sana ne lan düdük? Akan kan üzerinden rant mı sağlayacan?”
“Puhahahhaha, tamam sinirlenme abla. Valla anladım bak dinle. Şuan için herşeye kapılarımı kapatacağım. Evime, işime, kendime falan filan odaklanacağım. Hayatıma biri girecekse zaten girecek ve onun yer ve zamanına ben karar veremem. Doğru mu? Hey şşştt doğru mu diyorum. Bir kafa salla bari ya.”
“Ha? Ay pardon. Şurdaki hatuna bakıyordum. Mıy mıy mıy mıy herifi yedi bitirdi. Ben sana bişey deyim mi erkekler bu mıymıntıları seviyorlar ha. Böyle dobra, eğlenceli, akıllı hatunlar onlara fazla geliyor. Niye? Çünkü üzerlerinde egemenlik kuramıyorlar. O nedenle bekarsın ve o nedenle sana uymayan heriflere takılıyorsun. Keşke biraz böyle mıy mıy olsan.’ Ay ben onu yapamam kiğğ’. ‘Ay ben bilmem kiğğğ’. Böyle böyle heriflerin şefkatlerini uyandırıyor, masum olduklarına inandırıyor şeytanlar. Sonra da efendim ‘bana tek taş al, beni tatile götür, bana bunu yap’. ‘Peki hayatım, peki canım, peki cicim’.”
“Olmaz ben yapamam öyle.”
“Ha iyi yapma da böyle kalırsın işte.”
“Valla olmadığım biri gibi davranmaktansa ölene kadar Rahibe Teresa olarak kalırım.”
“Dinliyordum ben seni buarada. Anlamışsın dediklerimi harfiyen. Aferin.”
“Haahahaha nooldu ‘go to the power’”
“O ne be?”
“Gücüne mi gitti, hahahahaa. Kızım ne acayip adam di mi Yiğit Özgür. Hayatta tanışmak istediğim ikinci mizahçı.”
“Evet öldürücü hakkaten, karikatürler öyle anlamsız bir iki sözle bitiyor ya öldürüyor beniJ
“Aynen en çok sonlarını seviyorum. Genelde sonları seviyorum lan ben galiba ya.”
“Yok şimdi son mon yok. Yeni bir başlangıç var. Hadi göreyim seni. Sadece kendine yoğunlaş bak nasıl özgür kalacaksın.Tereyağından kıl çekermiş gibi olacak. Hayat sana yeni kapılar açacak. Hadi tosunum, yürrüü beee kim tutar seni”
“Ha sen ver gazı. Salağız ya biz. Aikido’ya başlayacağım ben buarada.”
“Ne Aikido’su? Kızım ben sana ne diyorum sen ne yapıyorsun ya. Azıcık kadın ol kadın. Aikido ne?”
“E randevularım olmayınca hayatımda boşuklar olmayacak mı? İşte ne bileyim Urduca falan öğreneyim ya da  Aikido’ya yazılayım diyorum. Niye bakıyosun ki bana öyle şimdi mal mal?”
“Eşşeğin ziki yüzünden”
“Hahahha bayılıyorum seni kızdırmaya. Yok lan yok merak etme. Yeni bişey yapmayacağım. Sadece mevcuta konsantre olacağım. Erkeksi şeyler ve erkekler de yok. Oh mis gibi arınırım artık.”
“Ha tamam işte kızım oturduğumuzdan beri aradığım kelime ‘arınma’ydı. Valla arınacaksın bana güven ya bi güven.”
“İlişki detoksu diyosun. Bi onun detoksu eksik kalmıştı amk.”
“Evet aynen onu diyorum. Hem küfür etmesene sen . Iykkk ne itici. Hiç yakışıyormu senin gibi bir hanımefendiye.”
“Ya sen bana diyosun ya, bence sen bugün uyuşturucu falan gibi bişeyin etkisindesin ha. Bir tuhafsın valla, yani sen sen değilmişsin gibi. Sanki vücuduna üç harfli girmiş. Cık cık cık cık, tahtaya vur tahtaya . Dağlara taşlara... Hahahahhaha. Ha şöyle gül bakalım biraz. Hayat o kadar ciddi değil. Ben de felaketler denizinde yüzmüyorum merak etme. Herşey güzel olacak”
“Olacak tabii. Bak beni dinleyip vücudundan toksinleri atınca nasıl pamuk gibi bir insan oluyorsun. Teşekkür edeceksin bana sonra . Hadi hadi kalk gidelim geç oldu. Yürüyelim hatta. Sen bunları düşün bir yolda. Valla çok mantıklı bulacaksın güven bana”.
 xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
İKİ HAFTA SONRA

“Aloğğğğ”
“Efendim?”
“O nasıl bir telefon açış ya?”
“Ay ne yapayım bebelerle uğraşıyorum.  Bunaldım ya resmen bunaldım. Kim demiş abicim kardeşsiz olmaz diye kim demiş? Çindeki bebelerin hiç kardeşi yok. Ölüyolar mı, bunalıma mıı giriyolarlar, hayat onlar için çekilmez mi oluyor? Nee?”
“Ahh baby ben anlıyorum senin halinden iki bebeli çok zor be. Allah kolaylık versin valla.”
“Evet neyse sağol. N’aparsın sen bir süredir ses seda yok? Perhizi bozmadın di mi?”
“Ay yok be ne bozması yalnız delirmek üzereyim. Sorun randevulardan, seksten falan filan uzak kalmak değil ha, sorun şanssızlığıma yanmam. Ya da şanssızlık da olmayabilir bir tür sınama bu sanırım. Oğlum ben o kararı verdiğim günden beri  karşılaşmadığım kadar çekici, yakışıklı, süper cool herifler karşıma çıktı ya. Olur mu böyle şey, bu reva mıdır? Soruyorum sana. Kızım sokakta, arabada, markette, sinemada, uçakta... Ay sürekli sürekli heryerdeler. Ben kaçtıkça kovalıyorlar sanki. Nedir şimdi bu, bir tür şaka mı?”
“Hayır tatlım onu yiyemezsin, bıraksana onu elinden evladım. Pardon ne diyordun. Sürekli önüne yakışıklılar mı çıkıyor. Hahahaha olaya bak. Kızım yolundan döndürmek için tüm bunlar. Sakın pes etme çekirge başaracaksın. “
“Hakkaten başaracak mıyım ya? Ay çok zor çok. Ne gibi biliyor musun?”
“Ne gibi? Hayırrrrrrrrrrrrrrrr televizyon seyretmek yok. Ay delirtmeyin beni ya. Ha ne diyordun sen?
“Kapatayım istersen sonra ararım.”
“Yok, yok zaten sonra diye de bişey yok. Bizim durum sabit, sen araya gireceksin.”
“Hahaha doğru. Diyeceğim o ki; hani gerçekten perhiz yaparken gözünün önünden böyle yiyecekler, tatlılar, dondurmalar filan geçer ya. Herşeyi yiyecek olarak algılarsın. Mesela biri Mac bilgisayar alır, Mac lafını duymak sana McDonalds dan başka bişey ifade etmez filan. Aynı işte durum. Yalnız bir farkla benim önümden harbiden bu herifler geçiyor ha. Bu şehirde bunca yakışıklı varmış ve önümden geçmek, sinemada yanımda oturmak, markette çarpışmak için sadece ve sadece benim perhize girdiğim anı bekliyorlarmış amk. Süper yani süper”.
“Eee tanıştın mı hiçbiriyle?”
“Hayır valla. Yolda bile başım önde yürüyorum.”
“Sakın pes etme. Meyvelerini çok yakında alacaksın. Hadi güveniyorum sana çekirge”
“Ay çekirge deyip durma ya.”
“Niye ki? Durumu özetliyor işte. Sen öğrencisin ben de öğreten”
“Hahahaha sen bu işe iyi kaptırdın ha. Güzel bir fikir icra ettin diye bir havalar. Buarada fikrinin uygulanabilir olduğu da henüz şüpheli. Bakıp göreceğiz artık, girdik bir yola”
“Ya ben ne dedim. Oyun hamurları masanın üzerinde oynanacak demedim mi? Alooo kime diyorum.  Kızım kapat da ben seni sonra arayım. Birbirlerine girdiler yine.”

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
ÜÇ AY SONRA HAVUZDA

“Aaaa hakkaten sen başın önde yürüyorsun artık ha? Kızım iyice kaptırdın sen bu konuya. Buarada biraz önce suya atlayan herifi gördün mü?”
“Hangi herif?”
“İşte biraz önce atladı ya. Dur çıkınca gösteririm. Ne bu ruhsuzluk buarada.”
“Ne bileyim, bir ruhsuzluk durumu yok aslında. Sadece hayatım çok monotonlaştı.”
“E tabii içinden herifleri çıkarınca.”
“Yoo sırf ondan değil. Hatta herifler hiç aklıma gelmiyor bile denebilir. Baksana adamı görmemişim bile. Ve dediğim gibi sürekli etrafımdalar, onları çekmeye devam ediyorum. Hala sınamadayım sanırım. Ve fakat benim aklımı artık başka şeyler meşgul ediyor daha çok. Kızım evde oturdukça aslında ne kadar fazla para harcadığımı farkettim. Resmen maaş hesabım bir kaç aydır ilk kez ekside değil. İçki de neredeyse hiç içmiyorum. Cildim ışıldadı baksana. Tamamen kendime yöneldim. Spor gayet iyi gidiyor. O çok uzun zamandır yapmak istediğim iş planını da neredeyse hazırladım. Aklımda çok güzel fikirler var hani sana bahsetmiştim ya.”
“Ohhhh beee. İşte bak kararlaştırdığımız noktaya geliyorsun. Sürekli gezip tozmak enerjini başka noktalara kanalize etmene engel oluyordu. Bak şimdi nasıl istediğin şeylere odaklanıyorsun. Ben eminim senin o fikirlerinden de harika şeyler çıkacak. Seninle ilgili birşeyler hissediyorum. Garip bir ışığın var senin, valla güven bana. İçinden güzel bişeyler çıkacak. Doğru yoldasın devam”
“Aslında sanırım artık durmam gerektiğini ben de biliyordum. Sadece senin söylemen tetikleyici sebep oldu. Hep yanımda olduğun ve beni düşündüğün için çok teşekkür ederim babyy.”
“Hoppalaaa duygusala mı bağladık, ağlayacak mıyız şimdi bir de?. Buarada şu monotonlaşma meselesi var ya?”
“Hıhı”
“O işte aşk eksikliği. Aşk da acıkmak susamak gibi eksikliğini gösterir. Sen bir süredir detokslandın. Şimdi artık bünyen aşk, güven, bağlılık, sevgi istiyor. Sorumluluksuz ilişki göt ayağı artık senin için. Sen harbiden güzel bir ilişki yaşamak istiyorsun. Ben eminim karşına yakında çok düzgün bir adam çıkacağına.”
“E ben nasıl anlayacağım karşılaştığım adamın “o” olduğunu. Sürekli başım önde, yabancılarla konuşmuyorum bile diyorum.”
“Ya o zaten gelince gelecek merak etme sen. Ve sen onun “o” olduğunu şıp diye anlayacaksın. Ve fakat sakın diğerlerinde yaptığın hatayı yapma. Sorumluluk istemiyorum, ilişki istemiyorum mavalını okuma. Ve asla ve asla birkaç buluşmadan önce yatağa girme. Bak o zaman senin peşinden hiç ayrılmayacak, takipçin olacak”
“Ne o öyle be takipçi makipçi, twitter da mıyız hahahaha?”
“Aaa bak işte bahsettiğim adam havuzdan çıktı. Çok yakışıklı değil mi ya?”
“Evet öyleymiş harbiden. Vücut, yüz, hey maşşallah. Allah sahibine bağışlasın”
“Yok ben cidden inandım artık senin detokslandığına. Hahahaha yazık bak lan bak. Bakınca bişey olmaz hahahahha, canım yaa”
“Aaa herif buraya doğru geliyor sularını damlata damlata”
“YalarımJ
“Şşştt yaklaştı duyacak”.
“Pardon etrafta sigara içen kimse yok da, sizden bir tane alabilir miyim? Havuzdan sonra keyif sigarası. Kullanmıyorum aslında ama arada iyi gidiyor”
“Bir de orta şekerli ısmarlayın bari yanına”
“Evet aklımdan geçen tam da buydu”
“Biz de kullanmıyoruz buarada. Bira ve patatesleri mideye indirince arada hazım kaçamağı”
“Doğru. Hadi görüşürüz çok teşekkür ederim buarada”
“Rica ederiz”
“ 'Rici ediriğzzzz' , ne ya hahahaha”
“Ne dalga geçiyorsun ki?”
“E eridin karşısında, herifin içine düşecektin. Evlisin sen kızım evli”
“E n’apalım evliysek canlı canlı mezara mı girdik. Hem bakmanın ne zararı var. Süper herifmiş. Sen de baksaydın ya”
“E demedin mi detoks metoks diye. Kızım senin de ne dediğin belli olmuyor ha”
“Buarada herif kesin tanışmak için geldi ”
“Ay n’apayım, şimdilik uzak dursun benden. Kısmet değilmiş.”
“Valla helal! Helal sana çekirge. Hadi içelim!!!. İlişki detoksuna canım”
“İlişki detoksuna!”
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
ALTI AY SONRA
“Alooğğğğğ”
“Efendim?”
“O nasıl bir açış öyle?”
“Biz de sana telefon açışımızı beğendiremiyoruz.”
“Ne bileyim senin çok boktan geldi.”
“Hıhı öyleyim zaten”
“Niye ki ne oldu?”
“Bizim ilişki sıçar”.
“Nasıl yani?”
“Nasıl olacak bok gibiyiz yani”
“Olur öyle dönemsel şeyler uzun ilşkilerde”
“Yok bayağı sıçmış durumdayız”
“Kızım normal ya onca sene, bebeler, falan filan. Hem ilişkideki heyecan da zamanla azalıyor. Sadece birbirinize ayırdığınız vakit öyle az ki. Eski aşık günlerinizdeki ışığı nasıl yakalayacaksın? Bir önerim var. Bebeleri bana bırakın hafta sonu, siz yalnız ikiniz çıkın, yemek yeyin, bişeyler yapın eski günlerdeki gibi. Ben eminim herşeyin çok güzel olacağına, sadece bir kıvılcıma ihtiyacınız var. İşte muhtaç olduğunuz kıvılcımı da ben sağlayacağım.”
“Hmm olabilir bir bakalım. Sen n’aptın?”
“Valla inanmayacaksın ama aşık oldum galiba ya”
“Nasıl, kime?”
“Ona da inanmayacaksın.”
“Ay kimmiş çatlatmasana insanı”
“Hani birkaç ay önce havuzdaki yakışıklıyı hatırlıyor musun?”
“Evet”
“Kızım hani iki gün önce İstanbul’a gittim ya iş için ben.”
“Evet”
“Baktım o, uçakta tam yanımda oturuyor. Şoka girdim inanamadım. Yıllardır uçakta da bir yakışıklıyı yanıma oturtamadım geyiğini yaparım bilirsin. Ya şok oldum resmen şok. Neyse tanıdım tabii ama bozuntuya vermedim. Baktım o da beni tanıdı, başıyla selamlama işareti yaptı. İnanmayacaksın ama kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atmaya başladı. Ben artık aşk maşk hissedemem sanıyordum. O duygularım öldü sanıyordum. Varlarmış ya varlarmış. Oradalarmış. Sadece uyumuşlar ve uygun zamanı beklemişler.”
“Ben sana demedim mi kızım ay çok heyecanlandım.”
“Eee konuştunuz mu ne oldu sonra, ay delirtmesene adamı?”
“Yok konuşmak istemedim, ben geçip yerime oturdum. Şu detoks meselesine öyle odaklanmıştım ki. Bunun da feyk olabilmesi ihtimaline karşı kendimi kapattım. Kitabımı açtım. Okumaya çalışıyorum. Konsantrasyon monsantrasyon nanay tabii. Bir de kızım herifin öyle bir kokusu var ki, üstüne atlamamak için kendimi zor tutuyorum. Yani parfüm değil teninin kokusu. İnanılmazdı inanılmaz”
“Eeee?”
“Sonra baktım kolunu benim koyduğum kolçağa koyuyor. Onca zamandır seks yapmamışım, oracıkta atlayıvereceğim herifin üzerine zor tutuyorum kendimi zaten. Sonra böyle kollar çarpışınca ikimiz göz göze geldik. Baktım gülümsüyor. Ben de hemen gülümsedim. Ama öyle otuz iki diş değil böyle küçük bir tebessüm.”
“Ay yerim senin tebessümünü eee?”
“E si konuşmaya başladık işte.’Tanışıyoruz değil mi?’ ‘Havuz’ falan filan. Karşılıklı şakalar, espriler, kıkırdamalar. Havuzdan çıkıp biz iki güzel hatunu görmüşmüş, yanımıza gelmeden edememişmiş. Sigarayı bahane etmişmiş. Aslında hakkaten çok çok az içermiş de falan da filan da. Baktım iyice kaptırıyorum. Kendi kendime dur dedim. Sonuçta ne olur ne olmazdı. Ya o değilseydi boşuna perhizi bozacaktım. Biraz konuşmalara ara verdim geçiştirdim. Baktım bozuldu azıcık. Aslında anladığım telefonumu filan isteyecekti. Ama yemin ederim vermeye korktum.”
“Ya kıza bak vur dedik öldürdü. Kızım o kadar da abartmasaydın ya. Tamam perhiz falan filan, bak konuşmamızın üzerinden altı ay geçti. Sakin ol. Şşşşşttt geçtiii”
“Tamam dur dinle.  Zaten uçuş kırkbeş dakika şıp diye geçiverdi. Toparlandım o da toparlandı. Baktım telefon filan istemedi. Ben ayaklandım, müsaade istedim önünden geçiyorum. ‘Bir saniye’ havaalanında bir kahve içsek mi?’ dedi. O an hakkaten düşüp bayılmamak için koltuğun kenarına yaslandım. Dizlerinin bağı çözülmesi diye birşey varmış. Valla varmış o an şahit oldum ben. Ve sonra abicim aslında arzudan geberirken ‘hayır teşekkür ederim, bir dahaki sefere artık. Acele işe yetişmem gerekiyor’ deyiverdim. Kızım bilmiyorum kimdi o lafı diyen. Ama yemin ederim ben değildim. Bana ne olmuş ya. Ne yaptın ya bana büyü mü? Ühü ya ühü kaçırdım herifi.”
“Aa deliye bak, bana ne kızım. Ben sana hayatın boyunca heriflerle takılmayacaksın mı dedim. Sadece hissetmeden aşki olaylara girme dedim. Tüh be, buna hissetmişsin de bak. Yazık oldu şimdi. Neyse sakin ol. Benim inancıma göre, o adammla tanışman gerekiyorsa tanışırsın. Birşeyler yaşaman gerekiyorsa da yaşarsın. Bak tanıştıktan birkaç ay sonra nasıl karşına çıktı. Eğer kaderinde varsa tekrar karşına çıkacak güven bana. Sen sadece şimdi takılıp kalma, çok da üzerinde düşünme. Sana yemin ediyorum karşına tekrar çıkacak”
“Sağol ya valla içimi rahatlattın. Çok üzülmüştüm. Neyse şimdi kendimi daha iyi hissediyorum. Su akar yolunu bulur. Sakin kalmalıyım. Bu arada sen şu haftasonu bebeleri bırakma meselesini bir düşün. Uyarsa ara beni. Hadi şimdi kapatıyorum.”
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
SON KONUŞMANIN ÜZERİNDEN İKİ AY GEÇMİŞKEN KITIR
“Alooğğğğğğ, nerdesin kızım ya on dakka oldu”
“Ya ben bir yarım saat kadar gecikeceğim. Daha evden bile çıkamadım. Sen biranı al, kokoreçi beraber alırız. Hadi kapatıyorum”
“Tamam, tamam acele etme”
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
“Ay çok pardon çok geciktim ya. Çıkamadım ki evden. Aaaa ne o yüzündeki aptal gülümseme?”
“Anlatsam inanmazsın ki.”
“Bebe mi burdaydı?”
“Evett Allahım evett burdaydı ya burdaydı.”
“Nasıl ya dur baştan bir anlat bakayım”
“Ya işte sen gecikince ben kasanın orada sıraya girdim. Baktım arkamdan tanıdık bir ses geliyor ‘üç oldu’ diye. Bir baktım o. Yine yüreğim ağzıma geldi. Sana yemin ediyorum kasanın önündeki çıkıntıya tutunmak zorunda kaldım düşmemek için. “
“Ee sonra, yavaş yavaş anlatmasana kızım”
“Dur ya lafları toparlayamıyorum bak ağzım kurudu. Neyse ben de dönüp gülümsedim. Sanki çok sıradan bir olaymış gibi bizim sürekli karşılaşmamız. ‘Anlaşılan tesadüfler seni pek şaşırtmıyor’dedi. ‘yooo sadece tesadüflere inanmıyorum, her tesadüf aslında planlı bir olayın sonucudur’ dedim. O da ‘uzak doğu dinleri, karma, omm’ filan gibi şeyler saçmaladı, gülüştük. O sırada sıra bana geldi, bu üzerimden parayı uzatıp ‘iki bira’ dedi, benim ağzımı açmama bile fırsat vermeden. Sonra da biraları alıp gözüyle takip et işareti yaptı. Koyun gibiydim ya bildiğin koyun arkasında. Sonra oturduk masaya. O da arkadaşlarıyla oturuyormuş. Tam kalkıyorlarmış. Beni görünce onları göndermiş bu benim peşimden gelmiş. Kızım bu anlatıyor ben gözlerinde kayboluyorum. Bildiğin aptal aşık yani. Saçmalamamak için ağzımı açmıyorum. “
“Ah çok heyecanlı ya, eee?”
“Ne bileyim işte laf lafı açtı. Sen zaten kırkbeş dakika filan geciktin. Hahahaha bizim süremiz kırkbeş dakikaymış buarada. Kırkbeş dakika sonra ilişkimiz kendiliğinden imha oluyormuş.”
“O ne be?”
“Hani uçakta da sadece kırkbeş dakika beraberdik ya, ona gönderme yaptım”
“Haaa, neyse devam et”
“İşte ordan burdan konuşuyoruz. Konu ilişkilere geldi.’ Sevgilin yok mu’ dedi?”
“Ben de ‘yok, senin var mı?’ dedim.”
‘Benim biraz garip bir ilişki anlayışım var, sıkıya gelemiyorum, kızlar da bundan pek hazetmiyolar’. dedi.
‘Neymiş o kızların pek hazetmediği ilişki anlayış’ dedim.
‘Yani işte bilirsin, öyle kendini çok fazla kaptırmalar falan filan olmadan ama normal bir ilişkiden de uzaklaşmadan, sorumlulukların minimum da özgürlüklerin çoğunlukta olduğu bir ilişkiden bahsediyorum’ dedi.
“O an öyle şaşkın bir ifadeyle bakmışım ki, o da aynı şaşkın bakışlarla karşılık verdi. İnanabiliyor musun ya? Aylar önce benim istediğim ilişki türünden bahsediyordu adam. Ben sana ne demiştim. Benim gibi düşünen birini bulacağım sonunda dememiş miydim ya dememiş miydim. Al işte adam tam olarak benim kasdettiğim şeyden sözediyordu.”
“Allah Allah valla ben direk şoka girdim ha. Yani öyle karma marma falan filan inanırım da bu kadarı da fazla gerçekten. Tam bir sınav gibi oğlum başına gelenler. Sen ne dedin Allah aşkına çok merak ettim.”
“Dedim ki ‘yok öyle don olsun kıçıma değmesin’. Puhahahhahahaha aylar önce senin bana söylediğin şeyi ben ona söyledim. İnanabiliyor musun? Ve ben buna gerçekten inanarak söyledim. Onca ay sonra baktım da kendime, gerçekten böyle bir saçmalık olabileceğine nasıl inanmışım Allahım ya?”
“Valla çok şaşkınım abi, bu nasıl bir hikaye oldu ya? Eee o ne dedi sen öyle söyleyince”
“Kızım çok komik bişey söyledi herif. Öyle kalakaldım ben. Dedi ki ‘ o zaman tanga giyeriz, yapacak bişey yok’ hahahahhaha”
“Puhahahhahaha, herif çok komik ve hazır cevapmış”
“Aynen. Sonra zaten çok oturamadı. Dişçi randevusu varmış. Telefonumu istedi. İlişki perhizinde olduğumu, veremeyeceğimi söyledim. Güldü bayağı bir. ‘Tamam’ dedi. ‘al bak bu benim numaram. Tanga, g-sting filan seversen ararsın. Sevmezsen de ararsın. Zaten perhizdeymişsin, eşit durumdayız. Ah işte böyle ya. Var mı böyle bir hikaye. Kızım heyecandan yerimde duramıyorum”
“Valla ben de öyle ve çok şaşkınım. Sen şu perhizden çık artık bence.”
“Bence de ama bunca aylık perhizin bozulması için adamın bunu haketmesi gerekiyor. Tanga meselesi canımı sıktı ama belki de kaderin bu aşk biçimini karşıma çıkarmasının nedeni vardır.Onca zaman bekle böyle bir adamla tanışmak için, hiç karşılaşma, sonra bir gün bu fikri saçma bul, kader karşına bu adamı çıkarsın. Muhakkak bundan da öğrenmem gereken birşeyler var.”
“Kızım abartma lan, yakında budist rahip olup çıkıcan diye korkuyorum. Pembe aura, meditasyon, karma falan filan. Allah muhafazaJ
“Hahahahhaha, yok bee hadi içelim.”
“Kadere”
“Kadere”
“Arayacak mısın buarada?”
“Ararım da üç gün kuralını uygulayacağım.”
“Neymiş o?”
“Hani herifler yapıyor ya, telefonunu alınca üç gün bekletip üçüncü günün sonunda arıyorlar”
“Hahahaha mantıklı. Buarada güzel fikirlerin ne alemde”
“Valla hayata geçirmeme çok az kaldı, fikirlerim çok beğenildi. Bakalım şimdilik bekliyoruz. Buarada sana çok teşekkür ederim ya hakkaten.”
“Ne teşekkürü”
“E kızım şu durumdaysam ve mutluysam bu senin sayende oldu.”
“Saçmalama”
“Valla, sen toparlanmamı sağladın”
“Hayır sen zaten toparlannmak istiyordun ben sadece sana duymak istediklerini söyledim”
“Öyle bile olsa, çok güzel söyledin. İnanılmaz etkili oldu. Şimdi mesela bu adamla olmasa bile hiç üzülmem. Çünkü ben aslında şu hayatta neyin önemli olduğunun farkına vardım.”
“Neymiş ki hayatta ki en önemli şey?”
“BENİM. Yani kendimiziz. Hayatta hiçbirşey kendimizden kıymetli değil. Eğer biz kendimize yeterli özeni ve kıymeti göstermezsek başka birinin göstermesini beklemek saçmalık olur. Bazen koşuşturma içerisinde bunun önemini unutuyoruz. Ama artık bunaldığımız zamanlarda durup içimize, kendimize yönelmemiz, yüreğimizin sesini dinlememiz lazım. Gerçekten sadece ona odaklanıp dinleyince aslında bize gerekli olan şeyi söylüyor. İşte sen bana içime yönelmem gerektiğini hatırlattın. Bir elliliği hakettin hadi yine iyisin”
“Ooo sen iyice filozofa bağlamışsın kızım. Ben çok da farkında olmadan seni güzel bir şeye yönlendirdiysem ne mutlu bana. Harbiden. Bak yine gözlerim doldu. Evet tamam sorma PMS’liyim, duygusala bağladım”
“Seni seviyom”
“Ben de seni seviyom”
“Buarada eski hovardalık günlerimi de özlemiyorum desem yalan olur ha. Keşke hem hovardalık hem aşk bir arada tezahür edebilse ya”
“Yok kızım öyle don olsun kıçıma değmesin”
“Hahahhahahahahha”
                                                                  SON
25 Temmuz 2012 Çarşamba 0 yorum

"Herkim ki o kadın denize gitmeye karar verir, işte o gün kutsal adet kanıyla şereflendirilecektir". Kadının kutsal el kitabı 15. ayet
Bi kere de böyle olmasın ya, bi kere de bu döngüye denk gelmeyim. Nasıl bir şanstır anlamadım ki??
 
;